[...] Demek ki aslolan iman, İslâm, ilim, irfan, edep, ahlâk, şeriat, taharet ve nezafettir. Mü’min her yerde onları aramalı, onlara sarılmalıdır; onların olmadığı yerde durmamalı; dinini öğrenebildiği, uygulayabildiği yerlere hicret etmeli, öyle toplumlar, öyle kentler kurmalı, oralarda yaşamalıdır.
Eğer doğruluğu, dindarlığı, ihlası, takvası, irfanı dolayısıyla dokuz köyden dışlanıyor, kovuluyor, çıkarılıyorsa, kendisi gibi mü’min, halis, muhlis, muttakî, mübarek, mütedeyyin, arif, fazıl, kâmil… kimselerle onuncu köyü kurmalıdır…
Yaşasın ilimli, irfanlı, imanlı, düzenli, dirlikli, sağlıklı, temiz, nezih, izzetli, şerefli, nurlu onuncu köyler, beldeler, şehirler! –M. Esad Coşan, “Nice Nurlu, Huzurlu, Erdemli, Mübarek Kentlere!” başlıklı başmakalesinden, İlim ve Sanat dergisi, sayı 48, 1998.




yaşasın onuncu köy !