Söyleşen: M. Fatih Kutan
Yumuşak Ge, Sayı 6, Mart-Nisan 2010
Roman Kahramanları, adından da anlaşılacağı üzere merkezine aldığı konu itibariyle benzersiz bir dergi olarak yayına başladı. Üç ayda bir yayınlanacak derginin edineceği yeri, yapılmak istenenleri, akıllarında nasıl bir dergi projesi olduğunu öğrenmek için Roman Kahramanları’nın genel yayın yönetmeni Irmak Zileli ile konuştuk.
Roman kahramanlarını merkeze alan bir dergi yayımlamak bu zamana kadar şahit olduğum en ilginç ve kendine has dergi fikri. Nasıl oluştu bu, kimin fikriydi?
Roman Kahramanları isminde ve yalnızca roman kahramanlarına odaklanan bir dergi çıkartmak fikri yayın danışmanımız şair Eray Canberk’e ait. Eray Bey de Fransa’da çıkan bir ansiklopediden esinlenmiş. Fakat bu, adı üstünde, bir ansiklopedi. Düşünün ki bir yazarlar ansiklopedisi gibi, dünya edebiyat tarihinde varlık göstermiş tüm roman kahramanlarının yaşam öyküleri, gerçek birer kişilikmişçesine, romandan edinilen bilgilerle bu ansiklopedide yer alıyor. Birer madde halinde. Çıkış noktası bu olmuş Eray Bey’in. Ancak bizimkisi bir ansiklopedi değil, süreli yayın. Dolayısıyla biz dergide roman kahramanlarının yaşam öykülerinin ötesine geçmeliyiz diye düşündük ve sonuçta ortaya şu fikir çıktı; ele aldığımız her roman kahramanını edebiyat araştırmacılarının, yazarların, eleştirmenlerin ve hatta farklı disiplinlerden kişilerin bakış açılarıyla değerlendirmek. Bu, o kahramanı derinlemesine anlamamızı sağlayacak bir yöntem. İşin bir boyutu bu, yani roman kahramanlarının incelenmesi. Ama buna ek olarak yaratıcı çalışmalara da imza atmak istiyoruz. Sözgelimi, bu ilk sayıda Mine Söğüt’ün yaptığı gibi. Hasan Ali Toptaş’ın Alaaddin’inin roman bittikten sonraki yaşamı üzerine kurgusal bir deneme kaleme aldı Mine Söğüt. Bu tür yazılara olabildiğince yer vermek ve bunları çeşitlendirmek istiyoruz. Hatta eğer ikna edebildiğimiz bir yazarımız olursa, ondan kendi roman kahramanıyla hayali bir söyleşi gerçekleştirmesini isteyeceğiz. Söyleşi demişken onu da belirtelim, ele aldığımız roman kahramanının yaratıcısı yazarlarla da söyleşiler olacak önümüzdeki sayılarda. O kahramanı yaratma sürecine ışık tutan söyleşiler gerçekleştirebilmeyi umuyoruz…
Roman Kahramanları akademik bir yayın olmayacak belli ki fakat hangi alanlarda yazılar yayınlanacak, sınırlarınız nedir? Roman kahramanları konusunda bir ilk dergi olmanız sebebiyle bu önemli.
Evet, Roman Kahramanları akademik bir yayın değil. Akademisyenlerimizin de yazdığı, ama bu dergiye yazarak okurla buluşabildikleri bir yayın olmasını umuyoruz. Çok değerli tezler, makaleler çıkıyor karşımıza, ancak bunlar üniversite kütüphanelerinde havasız kalıyor. Bu dergi belki o değerli çalışmaların havayla temasını sağlayabilir. Bu temas hem akademisyenlerimize, hem de edebiyat okurlarına iyi gelecektir, olanaklar sağlayacaktır diye düşünüyoruz. Hangi alanlarda yazılar yayınlanacak, sınırlarınız nedir sorunuza sanıyorum az önce yanıt vermiş oldum, ama bu vesileyle bir şeyi vurgulamak isterim, sınırımız yok. Her türlü fikre, öneriye ve denemeye açığız. Buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Yalnız bizim değil, edebiyat dünyamızın tümüyle bu tür bir yaklaşıma ihtiyacı var. Bu anlayışla hareket edersek yaratıcılığımız gelişir ve deneye deneye yeni biçimler, yeni olanaklar keşfedebiliriz. En önemlisi de bunu hep birlikte yapmak istiyoruz. Ne kadar farklı bakış, farklı ses katılırsa, o kadar canlı ve dinamik sonuçlar ortaya çıkacaktır. Canlılık, dinamizm, yaratıcılık… Bunları önemsiyoruz, büyük bir heyecanla yola çıktık. Bu heyecan sanıyorum bir canlılık ve dinamizm katacaktır dergiye. Ama eleştirilere kulak kapamamıza neden olacak, umarsız bir heyecan değil sözünü ettiğim. Ne kadar çok eleştiri alırsak o kadar çok gelişiriz. Örneğin, internette hakkımızda neler çıkmış diye bakarken bir okurun notuyla karşılaştım. Dergiyi hemen aldığını ama hayal kırıklığına uğradığını söylüyordu. Şu an o kadar merak ediyorum ki, onu hayalkırıklığına uğratan neydi? Keşke bunu da yazmış olsaydı. Olumlu eleştiriler insanın kulağına daha çok geliyor. Onlardan mutlu oluyoruz. Ama olumsuz eleştirilerin daha öğretici olduğunu düşünüyorum. Burada olumsuzluk elbette yıpratıcılık anlamını taşımıyor. İyi niyetli ve yapıcı eleştiriler bizi çok geliştirecektir. O yüzden buradan okurlarımıza seslenmek isterim, gördükleri eksikleri bize yazsınlar. Öneriler getirsinler. İnanın her biri üzerine düşünüyoruz. Her sayının bir öncekinden daha doyurucu olmasını umuyoruz çünkü. Sınırlarımız yok dedim ama tabii ilkelerimiz var. Bunlar bir kâğıda yazılıp, duvara asılan ilkeler değil elbette, ama genel olarak fikir birliğine vardığımız noktalar olarak ifade edebilirim. Yazarlara yönelik kişisel eleştirilere, edebiyat dışı polemiklere girmekten yana değiliz. Ama edebiyatın eleştiriye de, polemiğe de ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle eleştiriler de, polemikler de edebi ölçütler dahilinde olduğu sürece hiç sorun değil, bu edebiyat dünyasına düşünsel bir canlılık getirecektir mutlaka.
Kahramanının ismi eserde zikredilmeyen romanlar var, isimleri belli değil ama vurucu kahramanlar, onlar ne olacak? Başlı başına bir dosya olarak işler misiniz bunu? Bir de hikâye kahramanları, masal kahramanları, hatta şiir kahramanlarına da [Akçaburgazlı Yekta, Taha, Çağrılmayan Yakup vs.] değinilecek mi dergide?
Bizim için kahramanların isimlerinin olup olmamasının bir önemi yok. Önemli olan o kahramanın nitelikleri. Örneğin önümüzdeki sayılarda Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde romanının anlatıcısı üzerine bir yazı yer alacak. Adı iki üç yerde Marcel olarak geçmiş olsa da aslında bu bir “isimsiz kahraman”. Hatta hem kahraman, hem anlatıcı. Belki anlatıcı kahraman denmeli. Sizin söylediğiniz gibi roman boyu, adı hiç zikredilmeyen kahramanlar da var. Onlar belki de edebiyat tarihimizin “isimsiz kahramanları”… Elbette tek ölçütümüz var: Edebiyat tarihinde iz bırakmış olmaları. Öyle ya da böyle. Bu iz olumsuz bir iz de olabilir. Bakın şimdi sizinle konuşurken geliyor aklıma. Bazen birer karton karaktere dönüşmüş kahramanlar üzerine yazılar da olabilir. Yazarının yaratmayı beceremediği, ete kemiğe bürünememiş olan, güdük kalmış kahramanlar üzerine de yazılar olabilir, neden olmasın? Hem bu yazılar roman üzerine eleştirel düşünmeyi geliştirmemize de yardımcı olur. Sorunuzun ikinci bölümüne gelince… Hikâye, masal, hatta şiir kahramanları… Aslında dergi çıktıktan sonra en çok bu konuda öneri aldık. Celâl Üster köşesinde buna değindi ve olması gerektiğini ifade etti. Edebiyat çevrelerinden danıştığımız kişiler de benzer öneriler yaptılar. Okurlardan da bu yönde fikirler geliyor. Ve biz de kendi içimizde bunu tartışmaktayız. Henüz kesin bir karara varamadık. Aslında yola çıkarken bunun yapılabileceğini konuşmuştuk. Yani kendimizi roman kahramanlarıyla sınırlamaya gerek olmadığını. Ama şimdi ben kişisel fikrimi söylemeliyim ki, derginin çıkış noktası ve genel karakteri roman kahramanları. Bu ana hattı bozmaktan yana değilim. Yine de şu yapılabilir pekâlâ, dosya konuları roman kahramanlarıyla sınırlanır ama her sayıda tiyatro, hikâye, masal, şiir kahramanı üzerine birer yazının yer aldığı bölümler oluşturulabilir.
Yerli roman seçimlerinizde hep kült romanların kahramanlarını mı merkeze alacaksınız, yoksa kıyıda kalmış değeri bilinmemiş romanların kahramanları da konu edilecek mi? Bu sorunun bir süreği olarak şu da var: Edebiyat ortamlarındaki kamplaşmalar seçimlere etki eder mi?
Hem yerli, hem yabancı kahramanlar için bu söylediğiniz geçerli. Yani bizim kült kahramanlarla sınırlı kalmak gibi bir düşüncemiz yok. Bir tek şunu söylemeliyim ki, her sayımızda klasikleşmiş bir kahraman mutlaka olsun istiyoruz. İki yerli, iki yabancı kahramandan biri klasik biri de daha geri planda kalmış kahraman olabilir. Bu konuda da kendimizi çok sınırlamıyoruz. Ama hani olmazsa olmaz denilen kahramanları es geçmemek adına tabii öncelikle onlara yer vermeye çalışıyoruz. Yine de uzun soluklu bir dergi olacağımız umuduyla yola çıktığımız için, aceleci davranmıyoruz. Dediğiniz gibi kenarda köşede kalmış kahramanlara da sayfalarımızda mutlaka yer ayıracağız… Edebiyat ortamlarındaki kamplaşmaların olabildiğince dışında durmaya çalışıyoruz. En azından kendi adıma şunu söyleyebilirim ki ben kendimi herhangi bir kampın içinde görmüyorum. Dergiye emek veren kimsenin de böyle bir yaklaşımı olduğunu sanmıyorum. Zaten derginin sabit yazarları da yok. Her sayıda farklı isimler yazı yazacak. Burada hemen her edebiyat dergisinde ismine rastladığımız değerli yazarlarımızla da sınırlı kalmamaktan yanayız. Sorunuza iki başlık altında yanıt vermek isterim. Bir; yazı yazan isimlerin seçiminde ölçütlerimiz arasında bu kamplaşmalar olmayacak, olamaz da. Çünkü biz yelpazemizi geniş tutmayı ve tüm yazar birikimimizden yararlanabilmeyi umuyoruz. Bu tür bir sınırlama öncelikle dergiye zarar verecektir, bizi köreltecek, körleştirecektir. İki; kahraman seçimlerinde de tek ölçütümüz edebi değerdir. Çünkü biz tarihe kalacak bir iş yapmak istiyoruz. İnsanların evlerini taşırken “yangından ilk kurtardıkları” kitap ve dergiler arasında olmayı hedefliyoruz. Yıllar yıllar sonra da okunan ve tat alınan bir yayın olabilmek istiyoruz. Bu tür kaygılarla yola çıktığınız zaman, kamplaşmaların ve popülerliğin geçiciliğinin de bilincindeyseniz, kalıcı olandan güç almaya çalışırsınız… Sizin kamplaşma olarak ifade ettiğiniz meseleye bir ek yapmak isterim. O da şu, edebiyat çevrelerinin dar ve içe kapalı hali. Biz bunu da aşmayı umuyoruz. Yukarıda kısaca değindim, bize yazan isimleri seçerken, olabildiğince bunun dışına çıkmaya çalışıyoruz. Elbette adına çok sık rastladığımız o isimlerin her biri son derece değerli isimler. Söylediğim şey onların değeriyle ilintili değil. Ancak onlar gibi emek veren, yaratan, üreten başka değerli akademisyenler, yazarlar, eleştirmenler, okur-yazarlar olduğunu düşünüyoruz ve bunu çalışmamız esnasında görüyoruz da. Özellikle Anadolu üniversitelerinde kendi köşelerinde, sessiz sedasız çalışmalar yürüten aydınlarımız var. Biz onların bu birikimini, İstanbul’un birikimine katmak istiyoruz. Dar bir edebiyat çevresinin okuyup yazdığı bir dergi olmak istemiyoruz kısacası.
Eklemeyi gerekli gördüğünüz başka konular varsa alabilirim.
Dergimizin adı duyulmaya başlandığı andan itibaren hep şu vurgulandı: Böyle bir şey dünyada ve Türkiye’de bir ilk. Elbette bunu düşünmüş olmak hoşumuza gidiyor ve böyle bir ilki gerçekleştirmiş olmak da. Ama biz şimdi madem bu ilki gerçekleştirdik, sırada o ilki yaşatmak var diye düşünüyoruz. Bir işi başardıktan sonra uzun uzun o başarının dile getirilmesindense önümüzdeki sayılarımız için daha iyi ne olabilir, neler yapabiliriz, nasıl geliştirebiliriz dergiyi gibi sorular üzerinde durmaktan yanayız. Bu yüzden umudumuz okurlarımızın ve yazarlarımızın dergiye sahip çıkmasıdır. Biz bir ilki gerçekleştirdik ama bu ilki ancak hep beraber yaşatabiliriz. Bu sahip çıkmadan kastım da az önce söylediğim gibi okurlarımızın ve yazarların bize öneri, eleştiri ve yazılarıyla katkıda bulunmalarıdır.
Sizin vesilenizle derginin ilk sayısına emek veren herkese teşekkür etmek isterim. Ayrıca danışma kurulumuzun tüm üyelerini, yayın danışmanımız Eray Canberk’i, bu derginin finansmanını sağlayan Heyamola Yayınları’nın sahibi Ömer Asan’ı ve ekibini… Derginin tasarımını yapan, roman kahramanlarını resmeden Süyümbike Güvenç’i… Ve tabii editörümüz Aslı Uluşahin’i anmak isterim. Ciddi bir ekip çıkarıyor bu dergiyi ve bunu ifade etmekten dolayı gurur duyuyorum.
İletişim:
www.romankahramanlari.com
irmak@romankahramanlari.com
